Artık Geri Dönme Vakti Gelmedi Mi?

Duygu: Blog'la ilgili bir şeyler yapmalıyız çok boşladık!
Gizem: Farkındayım ama aklıma hiçbir şey gelmiyor ki...
Duygu: Bizim blog tek bir şey üzerine değil ki; dilediğimiz her şey hakkında paylaşımda bulunabiliriz zaten başta da böyle kararlaştırmıştık.
Gizem: E o zaman ben hemen bir şeyler yazayım?!
Duygu: Olur, nasıl istersen. Zaten instablogger oldum resmen başka hiçbir şey kullanmıyorum.
Gizem: Bana bırak öyleyse ben illa yazacak bir şeyler bulurum.

Aramızda bu konuşma geçtikten hemen sonra aslında neden bloğu bu kadar boşladığımız hakkında uzun uzadıya konuştuk. Bundan bir buçuk seneden fazla bir zaman önce birlikte yaşıyorduk, ortak yaptığımız şeyler oldukça fazlaydı ve birimizin herhangi bir şeye enerjisi olmasa diğeri harekete geçerek durumu eğlenceli bir hale getirebiliyordu.

Şimdilerde Duygu hem yüksek lisansını yapıyor, hem Gaziantep'te bir okulda öğretmen; hafta sonları Adana'ya eşinin yanına gidiyor derken birbirimizle konuştuğumuz zamanlarımız bile fazlasıyla kısaldı. Bende de durumun pek farklı olduğu söylenemez. Ankara'nın ortasında neredeyse dışarı adım atacak zaman dahi bulamıyorum. Durum böyle olunca ikimiz de iş hayatının yoğunluğundan yapmaktan zevk aldığımız şeylerden fazlasıyla uzaklaştık.

İkimizinde istediği kesinlikle bu değildi; bu bloğa başlarken "çık gizil şiylir yıpcığız" dediğimizi hepiniz biliyorsunuz. Instagram'ın hayatımızdaki yerinden dolayı diğer sosyal ağlardan ne kadar uzaklaştığımızın farkında mısınız? Siz de aynı şeyi hissediyor musunuz? İki bin altıya kadar Myspace hayatımdaki en güzel siteydi yabancı dil öğrencisi birisi için "Hey, thanks for the add!" mesajı bile oldukça önemliydi elbette. Ardından "ya bir site çıkmış adı Facebook..." denildi ve canımın içi göz bebeğim bin bir emekle tema hazırladığım ilk aşkımdan böylece ayrıldım. İlkokul arkadaşı filan bahaneydi tabii, yüz bin nüfusu- tek caddesi olan bir şehirde herkes birbirini tanıyordu zaten arkadaşlık talebine "bir arkadaşa bakıp çıkacaktım" yalanlarına gerek yoktu. Ardından Twitter, sonra Tumblr hemen sonra blogspot derken Instagram geldi çattı...

Instagram Two Broke Girls'te geçen bir repliği öyle güzel resmediyordu ki "okuma yazma bilmeyenlerin Twitter'ı" (tam hatırlayamamış olabilirim ama mesaj buydu onu biliyorum) Her şeyi hızla tüketmeye başlamışız ki; ne Twitter'ın, ne Facebook'un ne de özenerek yazdığımız Blogspot'ın önemi kaldı. Yaptığımız tek şey iki tıkla fotoğraflara beyaz kalp yapmak oldu.

Bu durumdan şikayetçi olduğumu söyleyemem; aksine, Instagram oldukça eğlenceli bir platform. Gerek selfie'si, gerek doğası, makyajı, stil postu, minimalizmi derken hayatımızın içine işledi! Bir şey çıkacak ve Instagram'dan vazgeçeceğim diye korkmuyorum değil; dile kolay üç senedir hayatımın ortasında.

Son görüşmemizde geçirdiğimiz güzel zamanı kendi zihinlerimizde ölümsüzleştirirken Instagram'a yüklediğimiz iki fotoğraf da "Yeniden Merhaba" yazısının sonu olsun.

Tekrar görüşmek üzere!


3 yorum:

  1. insan bi süre sonra uzun uzun yazmayı özlüyor gerçekten ve sadık dostu olan bloguna geri dönmek istiyor. hoşgeldiniz yeniden :)

    YanıtlaSil
  2. amazing style..nice woman..:)
    http://zoomlabakalim.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil